Sizlere markamız Mavras’ın hikayesini uzun uzun anlatmak istiyorum. Öncelikle kendimizi tanıtmalıyım; ben Melike As ve ortağım Mehmet Betil. Mavras’ın üretiminden tutun da zeytin sıkımına, paketlenmesinden fotoğraflanmasına, şişelenmesinden kargolanmasına kadar her aşamasının içinde ve takibindeyiz. Ben Süleyman Demirel Üniversitesi’nin Ziraat Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Küçükkuyu’ya geri döndüm ve burada ailemin sahibi olduğu zeytinyağı işimize yeni bir vizyon katıp devam ettirmek istedim. Ben bir kadın girişimci olarak biraz heyecanlı ve girişken biriyimdir. Tabii ki de bu işe girişince baştan aşağı bir değişim yapmalıydım. Ve öyle oldu da… Ortağım Mehmet Betil ise Robert Kolej mezunu bir iktisatçı olarak uzun yıllar Sinai Kalkınma Bankası’nda çalıştıktan sonra Türkiye’de bilgisayar parçaları ve ağ alanlarında sektörün öncülerinden Karma, Arena ve Armada şirketlerinin kurucularındandır. Mehmet Betil’in ailemize katılmasıyla birlikte hızlıca kabuk değiştiren markamızla Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan yeni nesil teknolojik sıkım sistemimizi de yepyeni inşa edilen fabrikamızı ve Mavras Taş Odalar ile Mavras Sabun Kayfe Restaurant’ı da Adatepe Köyü’nde bünyemize kattık. Böylelikle yüzyılların deneyimini teknoloji ile birleştirdik ve Kaz Dağları’nın yamaçlarında konumlanan zeytinliklerimizden topladığımız kaliteli zeytinlerimizle üretime devam ediyoruz. Ziyaretimize gelen konuklarımızı fabrikamıza 1 km uzaklıkta olan Adatepe Köyündeki minik butik otelimizde ağırlıyoruz.

İsterseniz öncelikle tarihçemize dair bilgiler paylaşayım; Osmanlı İmparatorluğu döneminde Girit Adası’nda yine zeytincilikle uğraşan atalarımız savaş sonrasında ada Yunanlılara bırakılınca, mübadele ile Türkiye Cumhuriyeti’ne gelmek zorunda kalmışlar. Ailemizin Girit Adası’ndaki adı Mavrazade imiş. Girit’ten Türkiye’ye getirildiğinde ise Küçükkuyu’ya yerleştirilmiş ve 1934 yılında çıkan soyadı kanunu ile As soyadını almışız. Dünyaca nam salmış bu mitolojik Küçükkuyu bölgesinde, kuzey rüzgarlarına kapalı yamaçlarda yetişen zeytinlerimiz lezzette zirveye ulaşır. Markamızın adı olan Mavras’a gelirsek; ‘Mavrazade’ ile ‘As’ aile isimlerimizin birleşiminden düşünüp ilkokul sıralarında tasarladığım fikrimdir. Mavras’ın geçmişine şöyle bir bakış attığımızda; Girit Adası’nda 7. Türkiye’de ise tam dört nesildir zeytin, zeytinyağı ve sabun üreten Küçükkuyu’ya göç eden bir ailenin torunun yaşatmak için yarattığı ve sürdürülebilirliğe geçtiği bir marka olduğunu görebiliriz. Hatta öylesine eskiyiz ki; Küçükkuyu’da yer alan satış alanlarımızdan birinde Mavras Antik Sabunhane adında ülkemizin ilk Sabun Müzesi yer almaktadır. Bir gün sizleri oraya da bekleriz pek tabii. : )

Yüzlerce yıllık aile geleneğinin devamı olan Mavras sadece bir zeytinyağı değildir. Mavras Girit Adası’ndan bu yana (yazılı tarih 1870) zeytinyağı üretimine hayatını adamış bir ailenin rüyasıdır. Bu rüya, üretim tarzını yaşama biçimini ve hissiyatı ifade etmektedir. Mavras Zeytin, Zeytinyağları ve Sabunlarımız; geleneksel köklerle modern sinai anlayışının birleşimi sonucu ortaya çıkan kalitedir. Zeytinliklerimizin bakımından hasadına, zeytinyağı üretiminden depolama, dolum ve satışa kadar üretimin tüm aşamalarını kendi gözetimimizde ve tesisimizde gerçekleştirmemiz ayrıca Mavras’ın artı bir değeridir.

En iddialı olduğumuz şey ise ürünlerimizin kalitesidir. Uzun ömürlü ve inatçı zeytin ağaçlarımızdan mütevellit zeytinlerimizden elde ettiğimiz saf lezzetli zeytinyağlarımız, yumuşacıktır. Zeytinlerimiz ise dünya çapında ödül alarak rüştünü kırma yeşil ve sele siyah zeytinde Mavras olarak ispatlamıştır. Sabunlarımız ise içerisindeki sızma zeytinyağı ve bileşenleri sayesinde doğal gliserini yüksek olarak cildinizi yumuşacık tutacak ve saçlarınızı besleyecektir.